19.6.11

Nada İmportante

Can sıkıntısından sözlük okuyan kaç kişi vardır acaba? Aslında bunu eğlenerek yapıyorum. Bir de İspanyolca olması beni gerçekten eğlendiriyor. Bunu bitirdikten sonra Fransızca hiç fena olmaz hani. İtalyanca da olabilir. Bu tarz dilleri seviyorum. Birbirlerine biraz yakın gibiler.
İspanyolcaya uzun bir süredir aşığım. İspanyolların kendilerine de.
İtalyanca 'Eat, Pray, Love' filminden sonra ilgimi çekti. 'Attraversiamo'yu duyduktan sonra. Aslında bunun neden bu kadar ilgimi çektiğini umursamadım. Sadece öğrenmek istedim bu dili.
En son Jeux d'enfants filmini izlerken (alt yazılı) Fransızcaya resmen kaptırdım kendimi. Bir de kaba derler bu dil için. Sanırım onlar Almanca konuşanları hiç duymamışlar. Yok böyle bir dil. Çok etkilendim. Hatta bir Fransızla bile evlenebilirdim o an, o derece. Film de etkilemiş olabilir tabi.
İşte böyle garip bir durum. Can sıkıntısından yeni bir dil öğrenir oldum. Ama sanırım bu iyi bir şey. Anormallik de bazen işe yarıyor :)

4.6.11

Homo sapiens: dik duruşa, görece gelişmiş bir beyine, soyut düşünme yeteneğine, konuşma kabiliyetine, alet kullanma ve üretme becerisine sahip primat türü.

İnsanlar 4'e ayrılır:


1.Mutsuz olduklarından şanslı ve böylece mutlu
2.Mutlu olduklarından şanslı ve hep mutlu
3.Hem mutsuz hem de şanssız ve böylece hep mutsuz
4.Anlaşılamayan veya anlamayan.


Evet bana göre insanlar bu şekilde gruplara ayrılmış. Ve nedeni çok basit. Mutsuz insanları mutsuz eden insanlar, onları tekrar mutlu etmek için ellerinden geleni yapan insanlardır ve böylece mutsuz olan bu insanlar bu şanstan (kötü şans denilebilir.) dolayı her zaman olmasa bile genellikle mutlu olurlar. Mutlu olan insanların etrafında da mutlu insanlar vardır ve bu da mutlu insanların mutluluklarına mutluluk katar. Bu şans iyidir. Böylece bu mutlu insanlar hep mutludur. Hayatı doyasıya yaşamışlardır, yaşıyorlardır, yaşayacaklardır. Mutsuz insanların etrafında yine mutsuz insanlar varsa, hiç birinin birbirine bir faydası olmayacağından hem şanssız hem de mutsuzdurlar. Ve hiç bir zaman mutlu olmayı beceremeyeceklerdir. Tabi etraflarındaki mutsuz insanlardan arınmazlarsa ya da kendilerini mutsuzluktan arıtmazlarsa. Dördüncü grup bütün bu üç gruptan çok farklıdır. Bu insanlar ne anlaşılır başka bir insan tarafından ne de anlayabilir başka bir insanı. Biraz şizofrenik bir sancı. Bu insanların mutlu olup olmadığını anlayamazsınız. Bir dedikleri diğer dediklerini tutmaz anlayamazsınız. Ya o anlaşılmayan insandır ya da siz anlamayan insan.


Bu ara kafam bir hayli karışık olunca 'bence'lerim de karışık oluyor. Bence 4. grup dünyada yaygın. Zaten birbirimizle anlaşabilseydik karışıklık hiç olmazdı. Ama ben itiraf ediyorum, insanlar neden böyle, bu dünya nasıl bir yer, hayat dediğimiz şey her neyse işte... ben anlam veremiyorum.