'Yazamamak nedir bilir misin, oksijen kalem iken?' cümlesini okuduğum an kendimi boşlukta ve nefessiz hissettim. Çaresiz ve yalnız. İçimde beni rahatsız eden şeyler vardı; ne olduğuna anlam veremediğim. Sadece yazmak istedim ama yapamıyordum.
Nefes alabilmem için yazmam gerektiğini bu sayede anladım. Çünkü gün içinde çok şey yaşıyordum ve bazılarını kaldıramıyordum. Ya da günün sonuna geldiğimde; fazla şey yaşamanın verdiği yorgunluğa kapılıp öylece uyukluyordum. Bu uykularım rahat olmadı hiç. Ben rahatlamayı yazmakta bulmuştum çünkü. Şu anda yazıyor olmam beni fazlasıyla rahatlatıyor. Amaç her hangi bir konuda yazmak bile değilken hemde. Öylesine yazmak işte. Bu kadar basit.
Anlatacak pek bir şeyim kalmadı sayılır. Çoğu zaman aynı terane. Ben de sıkıldım, bunları anlatarak artık anlatacağım kişileri de sıkmam haksızlık. Bir süre daha sanırım bu böyle gidecek. En azından benim için tatil başlayana kadar. Tabi o zaman da etrafta can sıkıcı şeyler olmazsa. Aksilik bu ya gelir beni bulur. Göbek bağımız bir kesilmiş gibi.
Neyse uzun lafın kısası, şu an gözlerimi kapatarak rahat bir uyku çekebilirim. Sabah erken (!) kalkabilirim umarım. Bir an önce başlamalıyım şu derslere. Bir iki haftaya daha da rahat uyurum. O değil de; şaka maka bir yıl ne çabuk geçti! Şu önümüzdeki bir yıl da bir geçerse, umarım her şey de umduğum gibi olursa benden rahatı yok! :)
23.5.11
13.5.11
Sona kalan dona kalır felsefesi.
Uzun zamandır yazamıyorum. Çevremdekiler bana 'mutsuz değilsin, ondan' diyorlar. Ne kadar doğru bilemem. Her neyse de ben mutluyken bile yazmak isterdim. Bunu yapamıyorsam ne anlamı kalır bu işin. Ama biraz düşününce hak veriyorum onlara. Sanırım hep mutsuzken yazıyorum. Arada bir iki tane istisna olsa da.
Ben aslında duygularımı paylaşmayı seven biri değilim. Utangacım biraz. Oysa insana iyi gelen şey paylaşmaktır. Bense bunu çoğu zaman beceremeyenlerdenim. Bunu itiraf ediyor olmam bile benim için tuhaf şu an. Ama hayata artık yavaştan atıldığını fark eden birisi için çok geç açığa çıkan şeyler
Kimseye söylemediğim şeyler hala var. Söyleyeceğim şeyler önemli olsa bile söylemeye gerek duymadığım çok şey. Ve bunları söyleyemiyor olma nedenim, konuşma arasına uzun bir sessizlik girip, sonrasında hiç söylenmemiş gibi davranılmasıdır. Ya da yine uzun bir sessizlik girip 'üzgünüm' gibi tabirler kullanılması. Bunlar hoşuma gitmiyor ve o yüzden konuşmamak bazen en iyi şey gerçekten. Bunların karşı tarafa olan yakınlığınla bir ilgisi olduğunu da düşünmüyorum. Tabi durduk yere hiç tanımadığın birine bütün hayatını anlatmak da pek mantıklı değil.
Her neyse. Bu akşam kafam yine çok karışık. Ama mutsuz olduğumdan değil, gayet mutlu hissediyorum. Yine de sona kalan dona kalır felsefesini tamamen benimsiyorum.
Ben aslında duygularımı paylaşmayı seven biri değilim. Utangacım biraz. Oysa insana iyi gelen şey paylaşmaktır. Bense bunu çoğu zaman beceremeyenlerdenim. Bunu itiraf ediyor olmam bile benim için tuhaf şu an. Ama hayata artık yavaştan atıldığını fark eden birisi için çok geç açığa çıkan şeyler
Kimseye söylemediğim şeyler hala var. Söyleyeceğim şeyler önemli olsa bile söylemeye gerek duymadığım çok şey. Ve bunları söyleyemiyor olma nedenim, konuşma arasına uzun bir sessizlik girip, sonrasında hiç söylenmemiş gibi davranılmasıdır. Ya da yine uzun bir sessizlik girip 'üzgünüm' gibi tabirler kullanılması. Bunlar hoşuma gitmiyor ve o yüzden konuşmamak bazen en iyi şey gerçekten. Bunların karşı tarafa olan yakınlığınla bir ilgisi olduğunu da düşünmüyorum. Tabi durduk yere hiç tanımadığın birine bütün hayatını anlatmak da pek mantıklı değil.
Her neyse. Bu akşam kafam yine çok karışık. Ama mutsuz olduğumdan değil, gayet mutlu hissediyorum. Yine de sona kalan dona kalır felsefesini tamamen benimsiyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)