'Yazamamak nedir bilir misin, oksijen kalem iken?' cümlesini okuduğum an kendimi boşlukta ve nefessiz hissettim. Çaresiz ve yalnız. İçimde beni rahatsız eden şeyler vardı; ne olduğuna anlam veremediğim. Sadece yazmak istedim ama yapamıyordum.
Nefes alabilmem için yazmam gerektiğini bu sayede anladım. Çünkü gün içinde çok şey yaşıyordum ve bazılarını kaldıramıyordum. Ya da günün sonuna geldiğimde; fazla şey yaşamanın verdiği yorgunluğa kapılıp öylece uyukluyordum. Bu uykularım rahat olmadı hiç. Ben rahatlamayı yazmakta bulmuştum çünkü. Şu anda yazıyor olmam beni fazlasıyla rahatlatıyor. Amaç her hangi bir konuda yazmak bile değilken hemde. Öylesine yazmak işte. Bu kadar basit.
Anlatacak pek bir şeyim kalmadı sayılır. Çoğu zaman aynı terane. Ben de sıkıldım, bunları anlatarak artık anlatacağım kişileri de sıkmam haksızlık. Bir süre daha sanırım bu böyle gidecek. En azından benim için tatil başlayana kadar. Tabi o zaman da etrafta can sıkıcı şeyler olmazsa. Aksilik bu ya gelir beni bulur. Göbek bağımız bir kesilmiş gibi.
Neyse uzun lafın kısası, şu an gözlerimi kapatarak rahat bir uyku çekebilirim. Sabah erken (!) kalkabilirim umarım. Bir an önce başlamalıyım şu derslere. Bir iki haftaya daha da rahat uyurum. O değil de; şaka maka bir yıl ne çabuk geçti! Şu önümüzdeki bir yıl da bir geçerse, umarım her şey de umduğum gibi olursa benden rahatı yok! :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder