Uzun zamandır yazamıyorum. Çevremdekiler bana 'mutsuz değilsin, ondan' diyorlar. Ne kadar doğru bilemem. Her neyse de ben mutluyken bile yazmak isterdim. Bunu yapamıyorsam ne anlamı kalır bu işin. Ama biraz düşününce hak veriyorum onlara. Sanırım hep mutsuzken yazıyorum. Arada bir iki tane istisna olsa da.
Ben aslında duygularımı paylaşmayı seven biri değilim. Utangacım biraz. Oysa insana iyi gelen şey paylaşmaktır. Bense bunu çoğu zaman beceremeyenlerdenim. Bunu itiraf ediyor olmam bile benim için tuhaf şu an. Ama hayata artık yavaştan atıldığını fark eden birisi için çok geç açığa çıkan şeyler
Kimseye söylemediğim şeyler hala var. Söyleyeceğim şeyler önemli olsa bile söylemeye gerek duymadığım çok şey. Ve bunları söyleyemiyor olma nedenim, konuşma arasına uzun bir sessizlik girip, sonrasında hiç söylenmemiş gibi davranılmasıdır. Ya da yine uzun bir sessizlik girip 'üzgünüm' gibi tabirler kullanılması. Bunlar hoşuma gitmiyor ve o yüzden konuşmamak bazen en iyi şey gerçekten. Bunların karşı tarafa olan yakınlığınla bir ilgisi olduğunu da düşünmüyorum. Tabi durduk yere hiç tanımadığın birine bütün hayatını anlatmak da pek mantıklı değil.
Her neyse. Bu akşam kafam yine çok karışık. Ama mutsuz olduğumdan değil, gayet mutlu hissediyorum. Yine de sona kalan dona kalır felsefesini tamamen benimsiyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder