...
Sonra bir eşikte durur insan. Bir karar vermesi gerekmektedir. 'Şimdi mutlu muyum, değil miyim?' diye. Kararını verdikten sonra adımını atar. Mutlu olmaya karar vermişse; her nereye gidiyorsa, bütün acılarını, üzüntülerini, kendini mutsuz hissettiren her şeyi ayrılacağı yerde bırakarak, mutluluğu yanına alıp gider. Mutsuz olmaya karar vermişse tam tersi.
...
Tam bu esnada aklına gelir. Neden yaşıyorum? Hayatıma anlam katan ne var? Bir çocuk kadar saf olmak istersin bir anda. Bulunduğun yerde bir çocuk varsa zaten, ister istemez gülersin hayata. Bazen en saçma şeye. Aklından az önce neler geçirirken, bir anda olmak istemediğin hayatın içinde mutlu bulursun kendini. Ve hayat kaynağının ne olduğunu o zaman anlarsın. Bir kez daha mutlu olarak.
...
Delicesine sevmek istersin birini. Çok acı çekmek istersin. Bi yandan her şeyin güzel olmasını da dileyebilirsin ama o acıyı yine de istersin. Önce bir kavuşamama durumu, ardından mutlu son hesabı. Bile bile istersin.Kendine acısanda, hayatı zindan da etsen istersin. Delicesine işte. Aklında planlar yaparsın sürekli, senaryo yazarsın hayatın filmmiş gibi. Burada böyle olsun, şurada şöyle olsa süper olur gibisinden. İstediğin gibi yaşamışsan, zaman el vermişse oh ne ala! Yoksa şansına küs.
...
Her ne olursa olsun bir karar vereceksin o eşikte. Adımını attığın yerde mutlu ya da mutsuz olmayı seçeceksin. Önce tartacaksın düşüncelerini bir. Ağır basan tarafa doğru harekete geçeceksin. Ve bu mutluluk olacak. Yapman gereken tek şey, doğru kefeye koyabilmek yaşananları. İnan bana. Yolun açık!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder